Dökme · Nisan 6, 2021

Doldum

0
(0)

Bundan iki yıl önce yl tez çalışması için (daha doğrusu çalışmaya destek olmak için) grupla psikolojik danışma seanslarına katılmıştım. Katılmadan önce sorunum yok sanıyordum. Amacım sadece kalabalık etmekti. Sonra bir baktım problem tanımlama cümlelerim gerçek problemimi tanımlıyor. İçimde büyük bir boşluk var demiştim. Şu an boşluk karadelik boyutuna ulaştı ve hâlâ çözemedim. Neden var oldu, neden büyüyor, nasıl gidecek…
Ama o seanslarda öğrendiğim bir şey gerçekten bakış açımı değiştirdi. İnsanların çoğu sorunlarını çözüm aramak değil sırf paylaşmış olmak için anlatıyor ve asla nasihat duymak istemiyor. İki yıldır bana içini döken insanlara çözüm bulmaya çalışmak yerine, tıpkı danışmanımızın yaptığı gibi, sorununu derinlemesine anlatmasını sağlayacak sorular soruyorum. Bunu yaparken o kişi sorunun kaynağına gidiyor ve yolllarını kendisi görmüş oluyor. Mesleğim gereği soru sormak en iyi yaptığım şeylerden biri olduğu için zorlanmıyorum, hatta keyif alıyorum. Öğretim yöntem tekniklerinde sokratik tartışma, diyalektik ve doğurtma gibi teknikler filozofların çokça kullandıkları ve etkili olan teknikler. Bu yüzden kişiye aslında kendi sorununu öğretiyorsunuz bir nevi.
Daldan dala bir şeyler söylüyorum ama saatlerdir bu başlığa yazılmış sorunları ve çözüm önerilerine yönelik tartışmaları okuyorum. Kendi içimde bir yolculuğa çıkardı başlık beni. Ben de içimi döküp rahatlayayım bari dedim.
İnsan içindeki boşlukları dolduramaya çalışırken onları daha çok büyütüyor öğrendiğim kadarıyla. Bazen farkında olmadan kendimize yaptığımız iyilikleri sabote ediyoruz. Tabii herkesin boşluğu kendine…
(İyi döktüm içimi sanırım. Yazıya neyle başladığımı bile unuttum.)

Bu dökmeye puan verin!

Puan vermek için yıldıza tıklayın.

Ortalama puan: 0 / 5. Toplam puan: 0

Henüz puanlanmamış! İlk puanı siz verin.

Bu dökmeyi paylaşın